Çoban Kale, Yalova
ili Altınova ilçesi’nde, Hersek’ten güneye doğru uzanan vadi içindeki
tarihi Bağdat Yolu üzerindedir. Hersek’ten yaklaşık 7 km., Soğuksu
(Ayazma) Köyü’nden 2 km. güneydedir. Kale, 150 rakımlı bir tepenin
zirvesinde, 150x120 metre ebadında bir alanı işgal eder. Bir görüşe
göre, belirlenemeyen bir tarihte Cenevizliler tarafından yapıldığı ileri
sürülmektedir. Clive Foss (İngiliz Arkeoloji Enstitüsü Araştırmacı)
ise, İmparator Alexius tarafından 1087 yapıldığı ileri sürer. Prof.Dr.
Halil İnalcık, “Çobanlar buraya sürüleriyle dinlemek için
geldiklerinden, adı Çoban Kale olmuştur. Koyun Hisarı, Osmanlı
geleneğinde bu bağlantı içinde, bizim Çoban Kale’miz olmalıdır.
....İmparator Manuel Komnenos (1143–1180) , Pylai Kalesi’ni ve surlarını
inşa ettirdi. Kıyı ovasına uzanan vadideki bizim Çoban Kale ya da Koyun
Hisarı, bu yeni inşa edilen ya da onarılan kalelerden biri olmalıdır.”
der. Çoban Kale’ye batı
yönünden çıkılması kolay, diğer yönlerden çıkılması zordur. Güneyden
gelen Karadere, Çoban Kale’nin güneyi, doğusu ve kuzeyini kuşattıktan
sonra dönerek kuzeye doğru akar ve doğal bir set yapar. Bu durumda
kalenin kapısı Batı’da olmalıdır. Çoban Kale stratejik
bir konumdadır. Gerek Roma, Doğu Roma (Bizans) , gerek Osmanlı
döneminde, İstanbul’dan başlayıp Anadolu içlerine giden en önemli yolun
hemen kenarında, yolu kontrol eden hâkim bir noktadadır. Kısacası Çoban
Kale, savunma yönü de göz önüne alınarak, önemli bir kontrol ve güvenlik
kalesidir. Çoban Kale, derenin her iki vadisinden
geçen yolları da kontrol etmekteydi. Roma Caddesi burada, batıdaki geniş
vadiden değil de, doğudan yamacın eğimi oyularak oluşturulmuş doğal sert
zeminden geçiyordu. Batıdaki geniş vadi ise olasılıkla askeri yol olarak
kullanılmaktaydı. Çoban Kale’nin birkaç
defa el değiştirdiği de açıktır. 1092’de, Bizanslılar’ın elinde olan
kale, 1096’da bir şekilde Türkler’in elinde görülmektedir. 1097’de ise
asıl Haçlı Birlikleri, Roma Yolu’nu kullanarak İznik’e geldiklerinden ve
İznik’i ele geçirdiklerinden, bu dönemde Çoban Kale, Haçlıların eline
geçmiş olmalıdır. Ayrıca Haçlıların, 1206 yılında, Kibotos (Hersek’i)
tahkim ederek, bölgede hâkimiyetlerini garanti altına alınca, hem
Hersek-İznik yolunu kullandılar, hem de Çoban Kale’yi kontrollerinde
tuttular. Şüphesiz bu dönemde küçük bir restorasyon geçirme olasılığı da
bulunan Çoban Kale, Latinlerin yol güvenliğini sağlıyordu. 27 Temmuz 1302’de,
Osmanlı atlıları, kale civarından geçerek Hersek’e kadar gittiler ve
Hersek’te Bizanslıları, Bafeus Muharebesi adı verilen çarpışmada büyük
bir yenilgiye uğrattılar. Çoban Kale, bu muharebeden sonra da ele
geçirilemedi. Çoban Kale (Koyun Hisarı) 1337’de İzmit teslim olana kadar
da direnmeyi sürdürdü. Prof.Dr. Halil
İnalcık Kale’nin durumunu şöyle tespit eder:“...Osmanlı geleneğine göre, 1337’ye
gelindiğinde Yalak Ova ve Koyun Hisarı Kaleleri, Bizans prensinin “has”
ını oluşturuyordu. Yalak Ova’da vadideki hisar, Yalknya (ya da Balknya)
adındaki Kâfire aitti ve tepede o zamanlar Koyun Hisarı olarak bir başka
kale vardı. Osmanlı geleneği, Koyun Hisarı’nın, Yalak –Ova sahibi
Yalknya’nın erkek kardeşi Kolayan’ın kumandasına verildiğini ekler.
Yalak Ova ve Koyun Hisarı Kaleleri, İzmit teslim oluncaya değin
direnmeyi sürdürdüler. Her iki kale ele
geçirildikten sonra, sahildeki yıktırıldı. Yörenin kontrolü tamamen
Osmanlı’ya geçince, Roma Yolu (Bağdat Yolu) olarak adlandırılan yol ile
Çoban Kale, önemini korumaya devam etti. Zaman içinde kale civarında
geçen yol önceliğini ve önemini yitirdikçe, Çoban Kale’de giderek gözden
düştü ve terk edildi. Yalova
İli, Altınova İlçesi, Karadere Köyü, Çobankale Mahallesi 1/25 000
ölçekli H22 c2- H23 dI pafta ve 1/1 000 ölçekli orman kadastroda yer
alan Çobankale Kale Kalıntıları 3.Derece Arkeolojik Sit olarak Bursa
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 14.01.2004 tarih
ve 10273 sayılı kararı ile tescil edilmiştir.